Yeni sezonun baÅŸlamasıyla birlikte Fenerbahçe’de sorunlar bitmek bilmiyor. GeçtiÄŸimiz yıl attığı kritik gollerle takımına hayat veren Deivid de Souza’nın uzun süren sakatlığı, istikrarsız UÄŸur Boral ile deÄŸiÅŸmeli oynayan ve kimi zaman takımına faydası dokunan Vederson’un yokluÄŸu, 2003-2004 sezonundan beri Fenerbahçe’de çok kilit bir rol oynayan Marco Aurelio’nun takımdan ayrılması, sezon başından beri Edu-Lugano ikilisinin sakatlık ve cezalardan dolayı bir türlü bir arada oynayamaması… Sorunları satırlarla uzatabiliriz. Aziz Yıldırım’ın yıllardır takıma kazandırmaya çalıştığı “yabancı futbolcu” ekolünü eleÅŸtirebiliriz örneÄŸin. Bu ekol, takımda çok fazla yabancı oyuncu oynaması deÄŸil. Fenerbahçe tarihinin en baÅŸarısız sezonlarından olan 1999-2000 sezonu ve öncelerinde, yabancı oyuncu tercihleri Afrikalı oyunculardan yana kullanılıyordu. Genk’ten gelen Oulare veya Gaziantepspor’dan gelen Yaw Preko gibi oyuncular Fenerbahçe’de baÅŸarılı olamadı. Ardından yeni arayışlara giren yönetim, 2000-2001 sezonunda önemli transferler yaptı. Bu sefer takımın yabancı tercihleri Sırp, Yugoslav ve Hırvat oyunculardan yana kullanılmıştı. Yapılan transferlerin çoÄŸu tuttu, hatta ilk sezonda baÅŸarı geldi. Gelecek sezon kadro korunmasına raÄŸmen baÅŸarı saÄŸlanamadı. 2003-2004′te Aurelio’nun geliÅŸiyle baÅŸlayan “Brezilya” süreci ise 2004-2005 sezonunda Alex, 2006-2007′de Deivid, Edu, (Ayrıca Güney Amerikalı olduÄŸu için Brezilyalı futbolcularla lisan problemi yaÅŸamayan Lugano.) 2007-2008′de ise Vederson ve Roberto Carlos ile devam etti. Elbette baÅŸlarında bulunan “Beyaz Pele” Zico’yu unutmamak lazım. Zico’nun geliÅŸiyle ilk sezonda ÅŸampiyonluk; ikinci sezonda ise Åžampiyonlar Ligi’nde çeyrek final baÅŸarısı yakalanırken takımdaki futbolcular arasındaki uyum göz dolduruyordu.
Ne var ki, Aziz Yıldırım ve yönetimi geçtiÄŸimiz sezon takımın ÅŸampiyon olamaması sebebiyle Zico ile yolları ayırma kararı aldı. Futbolcular ve Zico arasındaki o müthiÅŸ uyum artık asla saÄŸlanamayacaktı. Zico yerine getirilen hoca ise, 70 yaşına gelmiÅŸ, EURO 2008 ÅŸampiyonluÄŸu haricinde kariyerinde yalnızca birkaç kupa bulunan, İspanya’daki kulüp kariyerinde daha çok takımların kümede kalmasına yardımcı olmasıyla bilinen Aragones getirildi. Aragones 70 yaşında iken Avrupa’nın en önemli kupasını kazanmış, bir anlamda ikinci baharını yaşıyor; diÄŸer yandan ise yaşı ve yeni kazandığı zaferi sebebiyle “doygun” bir görüntü sergiliyordu. Nitekim öyle de oldu. Fenerbahçe takımındaki futbolculardaki kazanma hırsını, sene başından beri çıkılan hiçbir maçta göremedik. (MTK ve Partizan maçlarını hariç tutuyorum, zira o maçların seviyesi Türkiye Ligi’ndeki Fenerbahçe maçlarından bile düşüktü neredeyse.) İlk altı haftada alınan dört maÄŸlubiyet ve iki galibiyet ile Fenerbahçe sıradan bir Süper Lig ekibi haline geldi. Deplasman takıntısını hala daha üzerlerinden atamamaları bir yana, kendi sahalarındaki maçlarda bile sergiledikleri futbol bütün taraftarları çileden çıkarttı.
Kaldığımız yere dönecek olursak, 2008-2009 sezonunda Fenerbahçe yönetimi yapılmaması gereken birÅŸey yaptı. Uyum içindeki Brezilyalılar dağıldı. Yabancı tercihleri ise teknik direktör Aragones’in isteÄŸi doÄŸrultusunda İspanya’dan yana kullanıldı. Guiza, 28 yaşında ve kariyerindeki neredeyse tamamen as olarak oynadığı ilk yılını baÅŸarılı bir ÅŸekilde geride bırakmış, üstelik İspanya gibi Dünya’nın en zor ligleri arasında gösterilen bir ligde gol kralı olmuÅŸtu. Hiç de yabana atılır bir baÅŸarı deÄŸildi bu, ayrıca EURO 2008′de de efsanevi oyuncu Raul yerine milli formayı giymiÅŸ ve iki de gol atmıştı. Aragones’in tercih ettiÄŸi ikinci oyuncu ise ilginçti. 1975 doÄŸumlu, takımı Villarreal ile geçirdiÄŸi son 6 sezonda sadece 152 lig maçında forma giymiÅŸ olan Josico getirildi. Josico geçen sezonu sakatlıklarla boÄŸuÅŸarak geçirmiÅŸ ve yalnız 15 maçta oynayabilmiÅŸti. Transfer edildiÄŸi mevkiide daha önce Aurelio gibi Fenerbahçe’nin son 5 sezonundaki baÅŸarılarında büyük pay sahibi olan, Appiah gibi Juventus’ta iyi iÅŸler yaptıktan sonra kariyerinin zirvesinde Fenerbahçe’ye gelen ve ilk sezonunda çok iyi oynayan oyuncular vardı. Josico’yu ise adını andığımız iki futbolcuyla kıyaslamamıza imkan yok ne yazık ki.
Takıma katılan üç İspanyol’un ÅŸu ana kadarki katkıları ortada. Guiza, Åžampiyonlar Ligi ve lig maçlarında toplam 2 gol atabildi; Aragones takımı başında çıktığı toplam 12 resmi karşılaÅŸmada 5 galibiyet, 2 beraberlik ve 5 yenilgi aldı; Josico ise geldiÄŸinden beri yalnızca birkaç maçta forma ÅŸansı buldu, ÅŸimdi de sakatlığıyla boÄŸuÅŸuyor. Fenerbahçe’nin bu sezonki temel sorunları arasında neredeyse mükemmel iÅŸliyor diyebileceÄŸimiz bir dengeyi bozmak yer alıyor. İspanyol ekolü mü? Del Bosque’yi ne çabuk unuttuk?.. Fenerbahçe’nin bir an önce hataların üstesinden gelmesi gerekiyor…
Remzi TuntaÅŸ |