Maçtan önce ısrarla söylediğim bir şey vardı. “Galatasaray temiz bir skorla kazanacak”. Her ne kadar Galatasaray kaybederse fena bir yenilgi alacağı gerçeği aklımdan çıkmasa da, öngörülerimde yanılmamış olmam beni mutlu etti. Ve ne yalan söyleyeyim aklımdan geçen “temiz skor” tanımının içinde bu kadar rahat alınacak bir galibiyet yoktu.
Aslında ilk 20 dakika Trabzonspor için büyük şanstı. Galatasaray daha maça alışamamıştı ve atılacak bir golün maçın ibresini tamamen Trabzonspor’a çevireceği anlamına geliyordu. Ama Trabzonspor’un son vuruşlardaki yeteneksizliği ve Skibbe’nin oynadığı Servet-Emre kumarının iyi tutması maçı Galatasaray lehine çevirdi. Üstüne üstlük Arda’nın 26. Dakikada attığı gol Trabzonspor’un disiplinini tamamen bozdu. Gerisi çorap söküğü…
Trabzonspor’un son 2 maçta yediği 4 gol de bunun habercisiydi aslına bakarsanız. Antalyaspor ve Konyaspor’dan yenilen 4 gol Song ve Egemen’in uyumunun bozulduğunu net olarak gösteriyordu. Tabi burada Trabzonspor kadronun neredeyse sıfırdan kurulmuş olduğu gerçeği var. Ersun Yanal’ın takımlarının klasik hastalığı ve düşüşe geçmesi Trabzonspor’da yaşanmaya başlamış gibi görünüyor. Doğal olarak bunu engellemek de Ersun Yanal’ın ellerinde.
Maçın ilginç bir yanı vardı ki, kasti olsun olmasın iki takımın da elle çok top oynamış olması. Maç bu nedenle kaç kez kesildi bilmiyorum ama; maçın skoruna etki etmesiyle, kartlara etki etmesiyle, maçın soğumasına neden olmasıyla çok önemli bir etmendi ki Bünyamin Gezer çok tevazü gösterdi bana göre.
Bir de Lincoln meselesi var. Bu adam ya kendini Türkiye Ligi’nin çok çok üzerinde bir futbolcu olarak görüyor, ya da GS’de oynamak istemiyor. Adam kartı olduğunu ve kırmızıyı göreceğini bile bile gidip köşe direğini söküyor, kırmızıyı görmeyince hemen sonraki pozisyonda kolunu uzatıp kırmızıyı görüyor. Bir de herkesin ağzında refleks olarak elini uzattı davası var. Yahu bir futbolcu nasıl refleks olarak kırmızı kart görebilir? Havadan gelen top olsa hadi uzanamadı elini uzattı diyeceğim. Bomboş pozisyon. Top havadan gelmiyor, omuz boyu uzatılan bir el ve buz gibi görülen bir kırmızı kart var. İstediği kadar özür dilesin, affedilecek bir hareket değildir bu bana göre. Ama yıldız oyuncu şımarıklığı diz boyu, teknik heyet de biraz alttan alıyor gibi.
Sabri’yi unutmamak gerek. Sakatlığı geçtiğinden beri milli takımda ve GS’de fırtınalar estiriyor. Rakip takımın sol kanadını ileri-geri durmaksızın enerjisiyle acayip rahatsız ediyor ve hataya zorluyor. Sonuç olarak da ortaya penaltıya maruz kaldığı pozisyon gibi pozisyonlar çıkıyor.
Arda da Kewell’la iki kanadı çapraz kullanarak sol kanatta yerini bulduğundan mıdır bilinmez inanılmaz bir maç çıkardı ve takımının galibiyete ulaşmasında en önemli rollerden birini üstlendi. Burada dikkat edilmesi gereken noktaysa; Kewell’ın da Arda’nın da sağ kanada geçtiklerinde etkilerini kaybetmeleri. Skibbe’nin bundan sonra sol kanatta kadro seçimine çok dikkat etmesi gerekiyor.
Bugün Trabzonspor kötüydü evet. Ama bu yolda Galatasaray’ın katkısı da inanılmazdı. Durmadan yapılan pas alışverişleri, hiç bitmeyen pres de Trabzonspor’un bitmesindeki büyük etkenlerdi.
Galatasaray umarım bugünkü oyununu Olympiakos maçına yansıtabilir de, eski günleri canlı canlı yaşama şansını tekrar elde edebiliriz.
Levent Özel |