Efenim bu ilk yazımda sizlere galibiyet, başarı veya istikrar adına bir şeyler karalamak isterdim fakat maalesef genel gidişat iğrenç olduğundan dilediğim tarzda bir giriş yapamayacağım.
Åžimdi yıllarını BeÅŸiktaÅŸ kulübüne vermiÅŸ, yoluna “taraftarlık” olayını benimsemiÅŸ birisi olarak ilk yazım da BeÅŸiktaÅŸ üzerine olsun istedim.
Ne kadar objektif değerlendiririm o da sizin yorumunuza kalmış.
Ertuğrul Sağlam ile başlayalım.
İstikrarsız yönetimi, değişik futbol anlayışı, tarihi fark ve istifa arasında geçen süreci değerlendirmek istiyorum.
Kayserispor’da baÅŸarılı bir grafiÄŸi vardı ErtuÄŸrul SaÄŸlam’ın.
Süleyman Hurma menajerliğinde güzel bir ekip ile istikrarlı futbol ile başarıyı elde etti.
Kendisi ile bir seminerde karşılaştık.
Karşılaşmaz olaydık.
Kendisini BeÅŸiktaÅŸ’a emek veren bir futbolcu olarak çok beÄŸendiÄŸimi, teknik olarak geliÅŸim arzusunu çok doÄŸru bulduÄŸumu söyledim. Benden önce soru soran bazı arkadaÅŸlar “BeÅŸiktaÅŸ’a gitmeyi düşünür müsünüz?, BeÅŸiktaÅŸ teklif yapsa cevabınız ne olur?” tarzı sorular yönelttiler.
Ne şiş yansın ne kebap misali cevaplar geldi.
Velhasıl; Kayserispor takımını oluştururken alt yapıyla geldiğini, yeni 16 oyuncu transfer ettiğini ve bu oyuncular arasında ki rotasyonu çok iyi sağladığını söyledi.
Soru olarak “Yeni gelen 16 oyuncu içerisinde alt yapıdan kazandırdığınız oyuncular var mıydı? Alt yapıya verdiÄŸiniz önem nedir?” diye bir soru yönelttim.
Cevap olarak “TeÅŸekkürler, ben mi yanıtlayayım yoksa Sayın Hurma mı?” cevabını alınca asıl merak ettiÄŸim cevabı aldım.
BeÅŸiktaÅŸ çoÄŸu futbol yazarının da savunduÄŸu gibi “deneme yapılacak bir takım” deÄŸildir. BeÅŸiktaÅŸ 1903 yılında Jimnastik Kulübü olarak kurulmuÅŸ 1910 yılında da aktif olarak futbol oynatmaya baÅŸlamış köklü bir kulüptür.
Bu semineri takip eden yılda ErtuÄŸrul SaÄŸlam’ın BeÅŸiktaÅŸ Kulübü’ne teknik direktör olması beni haklı olarak düşündürmüştür. Kaldı ki “Rıza Kaptan”ın izleri daha unutulmadan olumsuz bir yapıda telafisi olmayan bir yola girilmiÅŸtir.
Türk Medyası ve Türk Taraftarı mantalitesi ortada.
Tek bir yanlış yönetimi istifaya, teknik ekibin ailesiyle dalgaya, oyuncuların eşlerini pazarlamaya götürür.
Bu yıllardır böyle.
Profesyonel takım yöneticileri yapacakları her hamlede bu olguyu göz önünde bulundurmazlar ise sonuç ne yazık ki hüsran oluyor…
Ardından istikrarsız futbol ve başarısızlık geldi.
İnönü’de oynanan BeÅŸiktaÅŸ - Liverpool karşılaÅŸması 2-1 bitince insanlar “Haa ErtuÄŸrul SaÄŸlam iyi teknik adam” demeye baÅŸladı.
Bu da spor izleyicisi olarak yaptığımız yanlışlardan biri.
Bir maçta adamı göklere çıkardığımız gibi bir maçta da yerin dibine sokabiliyoruz.
Rövanş ne oldu? 8-0 . . .
“Bizi rezil etti, Türk Milletini aÅŸağıladı, İstifa, Böyle ÅŸey olmaz, Çarşı karış duruma” hatırladığım bazı gazete manÅŸetleri.
Hele Fenerbahçe ve Galatasaray taraftarlarının bir sevinmesi vardı ki. Onu kelimelerle ifade edemem.
Sanki yenilen başka bir ülkenin takımı, zedelenen prestij başka bir ülkenin.
Yanlış transferler, harcanan gereksiz paralar BeÅŸiktaÅŸ ile bütünleÅŸmiÅŸ “Çarşı” grubunu bile bezdirdi.
Ki Çarşı; “İyi günde kötü günde” sloganının tam karşılığı diyebiliriz.
Taraftar ve yönetim her zaman istikrarlı futbol ister.
İdeal bir 11, bazı mevkiilerde ideal yedekler ve istikrar. Kendi evinde de deplasmanda da istikrar…
ErtuÄŸrul SaÄŸlam’ın BeÅŸiktaÅŸ takımında bunu saÄŸlayamadığını düşünüyorum.
Aslında 2008 sezonu olarak baktığımızda Metalist maçı hariç ErtuÄŸrul SaÄŸlam’ın “Böyle de olur mu?” dedirten hatalar yapdığını düşünmüyorum.
Genel olarak iyi bir yönetim sergiledi ama Metalist maçı bir yerde dönüm noktası idi.
Yönetimin Metalist maçı sonrası takındığı tavırdan bir spor izleyicisi olarak, bir spor adamı olarak, bir antrenör olarak ve en önemlisi bir insan olarak iğrendim.
Yönetimden bazı isimlerin apar topar Lucescu ile görüşmeler, basına verilen demeçlerde “her lider görevinin gereÄŸini yapmalı” diye gönderme yapmalar, Hacettepe maçını seyretmeye gitmeyerek saha içi yönetimi protesto etmeler. . .
Kısacası “Defol git” demek BeÅŸiktaÅŸ gibi bir kulübün yönetimine yakışmaz.
Yönetim isteğine ulaştı.
ErtuÄŸrul SaÄŸlam istifa etti.
Bu tavrı çok iyi sezdiğini istifa ederken yaptığı basın toplantısında sarfettiği sözlerden anlamak mümkün.
Bakın;
“Altyapıdan 15 oyuncuyu A takıma kazandırdık. GeçtiÄŸmiz yıl 4 yıldır yaÅŸamadığımız liderlik sevincini yaÅŸadık. ÇeÅŸitli zaferler yanında hezimetler de yaÅŸadık.Her ne kadar antrenör olarak beÄŸenmesem de arkasından çevrilen bütün iÅŸlere tokat gibi bir cevapla gitti ErtuÄŸrul SaÄŸlam.
Yerine Mustafa Denizli ile anlaşıldı.
Sinan Engin istifa etti.
BeÅŸiktaÅŸ kan kaybediyor… Ağır yara aldı.
Hakem hataları, sakatlıklar ve cezalar belki de şampiyonluğu elimizden kaçırdık. En büyük üzüntümüz taraftarımıza şampiyonluğu yaşatmamak oldu.
Fenerbahçe’nin 8 Galatasaray’ın 3 puan önündeyiz. Metalist karşısında alınan eleniÅŸten ötürü özür diliyorum.
Hayat devam ediyor cümlesi farklı algılandı. Ligde oynayacağı maç öncesi takımı maça hazırlamaktı amacım. Elenişten dolayı üzmüş olduğumuz camiamızdan tekrar tekrar özür diliyorum.
Her ortamda camiamızı en iyi şekilde temsil ettiğimizi düşünüyorum.
İyi günde el altından yıpratanlar oldu. Neye hizmet ettiklerini anlamıyorum.
Biz rakiplerle müceadele ederken bir de içerde mücadele vetti. İçimde biz üzülürken sevinenler oldu.
Bana yapılanları içime sindiremiyorum. Yıpratma kampanyası ile karşı karşıya bırakıldım.
Yerli hoca ile yabancı hoca arasındaki çifte standartın kaldırılmasını istiyorum
Kendime olan saygım, BeÅŸiktaÅŸ’a olan sevgim ve Türk antrenörlüğünün saygısı için istifa ediyorum.
İstifa için 4 günü bekledim. Hacettepe’den alınan 3 puanı BeÅŸiktaÅŸ hanesine yazdırmak için bekledim.
Bana kimseyle görüşmedikleri söyleyenler şimdi rahat rahat görüşebilirler.
Ben BeÅŸiktaÅŸ’ta ErtuÄŸrul SaÄŸlam oldum. Vefayı da ahde vefayı da bilyirim
Para peÅŸinde koÅŸmayaçcak insan olmadım. BeÅŸiktaÅŸ’taki sevgimi paraya tahvil etmeye çalışanları bundan sora utanırlar mı bimiyorum.
İnsanların samimiyetsizliklerini BeÅŸiktaÅŸ’a saygımdan dolayı anlatmayacağım.
Tribünler adam gibi adam Ertuğrul Sağlam dediler. Ben görevimi adam gibi başlarım adam gibi devam edip adam gibi bitiriyorum.
Hepiniz hakkını helal etsin.. ”
Toplarlanması ve zirve yarışından kopmaması ümidiyle ilk yazıma son verirken herkesi saygı ve sevgiyle selamlıyorum.
İrfan Kurudirek | ![]() |

By Doruk Gürleyen, 10 Ekim 2008 @ 20:14
ErtuÄŸrul SaÄŸlam’dan sonra gelen Mustafa Denizli’nin ekibinde Sergen Yalçın gibi bir adam var. Kim neden Sergen’i ekibe almış anlayamadım, herhalde takımı hipodroma götürüp at yarışlarından da maaÅŸ bütçesi yapmasını isteyecekler. Öte yandan ÅŸampiyonluk gecesini de organize edebilir
By İrfan Kurudirek, 10 Ekim 2008 @ 20:17
Bizim ülkemizde futbolu güzel oynayıp bırakan herkes iyi antrenördür.
Bizler 4 yıl boşuna eğitim görüyoruz. Güzel oynamamız lazım.
(Bkz: ErtuÄŸrul SaÄŸlam, Hagi, Ümit Davala, Hakan Şükür, Rıza Çalımbay…)