Kas 09 2008

4-1 Kere MaaÅŸallah!

Herkesin beklediÄŸi derbi maç bu akÅŸam oynandı, her zaman olduÄŸu gibi heyecan vericiydi. Her derbi haftası olduÄŸu gibi bu haftayı da istatistikler okuyarak geçirdik. “İlk golü atan kazanıyor.” yorumu ise son olarak kabul edilen görüş oldu ve pazar günü maç öncesi manÅŸetlerini oluÅŸturdu. Her sene aynı veya benzer baÅŸlıkları görmek sinir bozucu olsa da, derbi heyecanının hiç azalmaması milletimiz için güzel bir olay. Elbette burada toplum deÄŸerlendirmesi yapacak durumda veya konumda deÄŸilim, fakat açıkça gözüken bu.

Her neyse, Benfica’yı iyi futbol ile deplasmanda yenen bir Galatasaray ve karşısında daha moralsiz bir Fenerbahçe vardı. Alex oynayacak durumda deÄŸildi, Kewell ise sakatlıktan yeni çıkmıştı, yedekler arasındaydı. Sene başından beri istikrarsız bir görüntü sergileyen Galatasaray’ın erken golüne Fenerbahçe’nin cevabı gecikmedi. Maç sürdü, sürdü, sürdü. Skor tabelası 4-1′i gösteriyordu.  BitiÅŸ düdüğüyle tüm izleyenler bir “Oh!” çekti. Kazanan taraf da olsanız, kaybeden taraf da, derbilerin bitmesi rahatlatıcı bir olay. Stres bitiyor en azından.

1987 doÄŸumlu milli futbolcu Arda Turan sahada çok çirkin hareketler yaptı. Kendisinden 10-12 yaÅŸ büyük olan yardımcı hakemlere yaptığı el-kol hareketleri, kendisini toplamaya söyleyen futbolculara gösterdiÄŸi tepkiler, derbinin çirkin yüzüydü. Hırs, bir yere kadar hırstır ve belli bir çizgiyi aÅŸtığı zaman çirkinleÅŸiverir. Ancak suç Arda’nın deÄŸil elbette, yıllardır Galatasaray’ın ön planda olan oyuncularına baktığımızda tabloyu görebiliriz. Son 1996-1997 sezonunda geldiÄŸi Galatasaray’ın unutulmazları arasına giren Hagi, Erol Ersoy’un suratına tükürmüştü, taraftarlarına “Hırsızsınız siz!” diye bağırmıştı.  Hasan ÅžaÅŸ’ın saha içi tavırlarına, efsane kaptan Bülent Korkmaz’ın hareketlerine ayrıca deÄŸinmeye gerek yok. Hakemler ise ne yazık ki bu tavırları görmezden geliyor. Arda Turan’a kırmızı kartı göstereceksin ki, bir daha yapmasın. Aynı Hasan ÅžaÅŸ Galatasaray’ı defalarca ve milli takımımızı Gürcülere karşı oynarken yaktığından sonra hareketlerine çeki-düzen vermiÅŸti, ÅŸu anda çok daha aklı başında bir Hasan ÅžaÅŸ var Galatasaray’da.

Skibbe’nin yaktığı deÄŸiÅŸikliklerin Galatasaray’a bir faydası olmadı. Sakatlıktan yeni çıkan Kewell çok vasattı, sezon başından beri isktikrarsız olan Nonda ise neredeyse sahada hiç yoktu. Yine de bu deÄŸiÅŸikliklere tam olarak yanlış diyemeyiz. Sahada hakeme oynayan bir Ümit Karan ve isteksiz bir Milan Baros vardı ki, bu iki futbolcu ile devam edilmesi halinde sonuç pek farklı olmazdı.

Futbolcular bu galibiyeti Aragones’e altın bir tepside hediye etti. Aragones bu galibiyetle iyice morallendi, keza futbolcular için de aynısı geçerli. Gökhan Gönül artık tamamen kendisine geldi, sahanın flaÅŸ isimlerindendi. Selçuk Åžahin’i de tebrik etmemek elde deÄŸil. Fenerbahçe’nin 14 Milyon Euro harcadığı Daniel Guiza’nın 10 maçta attığı gol sayısına ulaÅŸtı Selçuk. Bu sezon ligde ilk kez ilk 11′de baÅŸlayan Deivid ise 2. golünü şık bir vuruÅŸla kaydetti. Sezon sonunda sözleÅŸmesi sona erecek olan bu futbolcuyla sözleÅŸme yenilenmeli… Neticede Fenerbahçe takımı hak ettiÄŸi bir galibiyet aldı. Fark daha fazla da açılabilirdi. Guiza bitirici olabilseydi örneÄŸin… Bu durumda Aragones’in haline şükretmesi ve futbolcularına “4-1 kere maaÅŸallah!” demesi gerekiyor bence…

Kas 09 2008

Cahil Cesareti

Bu akÅŸam öfkeli bir taraftar ile Skibbe’nin pek çok ortak yönünün olduÄŸunu farkettim. İkinci yarıya baÅŸlarken “Benfica maçını kazandık, kazanan kadro bozulmaz mantığıyla çıktık sahaya, fakat ÅŸanssız bir ÅŸekilde ilk yarıyı maÄŸlup kapadık. Umarım Kewell ve Nonda ikinci yarı oyuna girer” dedim. Beni duymuÅŸ olacak; ikinci yarıya Kewell ve Nonda deÄŸiÅŸiklikleriyle baÅŸladı. Gol pozisyonuna girememekle beraber, Fenerbahçe’nin Arsenal karşısında sergilediÄŸi etkili defans futbolu Galatasaray’ın savunmadaki eksiklikleriyle birleÅŸince, ortada Galatasaray için kapkara bir tablo oluÅŸtu.

Benim takımım karaktersiz oynamamalı, fark yesek de böyle karaktersiz oyun sergilemeyelim, cesur futbol oynayalım” diyenlerin sesi hala kulağımda. İşte Şükrü SaraçoÄŸlu’nda, gereÄŸinden fazla cesaret nelere sebep oluyor, hep beraber gördük. Günlerdir, basında, evde, sokakta, her yerde Galatasaray çok fazla ÅŸiÅŸirildi, müthiÅŸ bir beklenti oluÅŸtu. Kadro güzel, oyun güzel olsa da, futbolun bazı gerçekleri vardır. Ne kadar kötü durumda olsa da, ezeli rakibinizin sahasında böyle açık futbol oynarsanız yenilirsiniz. Bu beklentilerin oluÅŸturduÄŸu baskıyla sanki ev sahibiymiÅŸ gibi oynayan sarı kırmızılılar maça etkili baÅŸlasa da, ilk gelen moral çöküntüsüyle beraber bir daha hiç toparlanamayacakları bir yola girdiler.

İlk yarıyı Fenerbahçe, Galatasaray’ın gölgesinde 2-1 önde kapattı. Buraya kadar her ÅŸey bitmiÅŸ deÄŸildi, Galatasaray her ne kadar Lincoln’ün endirekt serbest vuruÅŸtan attığı geçersiz golden sonra moral ve konstrantrasyon olarak geriye düşse de, oyunu kendi lehine çevirebilecek güce hala sahipti. Fakat burada, Skibbe’nin düşüncelerinin, benim gibi evinde maç izleyen taraftarın, bir hırsla ortaya attığı düşüncelerden farklı olması gerekirdi. Kendi elini kolunu ikinci yarının başında baÄŸlayan hocaya kalan tek ÅŸey, rezalete tanık olmaktı artık. Böyle maçlar bir dakikada kazanıp, bir dakikada kaybedebileceÄŸiniz maçlardır. Henüz ikinci dakikada öne geçip, daha beÅŸ dakika üstünlüğünü koruyamıyorsan yenilmeyi hakedersin.

Skibbe’yi çok da suçlamamak gerek, zira bu gece ÅŸans faktörünün Galatasaray’dan yana olduÄŸunu pek söyleyemeyiz. Fakat gördük ki, teknik heyetin ve futbolcuların öğrenmesi gereken önemli ÅŸeyler var, umarım bu ders yararlı olmuÅŸtur. Sonuç olarak bu akÅŸam, Galatasaray defansta bu kadar hatalı olmasaydı, Fenerbahçe’nin, bu oyun yapısıyla gol bulması oldukça zor olurdu, fakat yine olan oldu, gelenek bozulmadı. Neyse artık, baÅŸka bahara.

Fenerbahçe 4 - 1 Galatasaray

SportsTop Blogs