Kas 29 2008

Cömert Fenerbahçe…

Ülkemizin en önemli derbilerinden Fenerbahçe-BeÅŸiktaÅŸ derbisi, yine heyecan vericiydi. Ne var ki, 2-1′lik skor Fenerbahçe taraftarlarını gerçekten memnun etti mi? Evet, BeÅŸiktaÅŸ karşısında her zaman galibiyet alınmıyor; ama taraftarların saha içindeki laubaliliÄŸi görmesi sonucu, ben taraftarlarının çoÄŸunun skordan hoÅŸnut olmadığını düşünüyorum.

14 Milyon Euro’luk Daniel Guiza klas bir gol attı. Ligdeki 13. maçında 3. golünü atan Guiza, ligde toplamda attığı golün iki katı kadar golü de kaçırdı. Öyle goller kaçırdı ki, Fenerbahçe’de oynayan bir futbolcu nasıl böyle pozisyonları deÄŸerlendiremez dedirtti. BoÅŸ kaleye vuramaması ve kaçırdığı diÄŸer goller, taraftarları çileden çıkarttı. BeÅŸiktaÅŸ’ı her zaman 10 kiÅŸi ve savunmasında böyle kritik hatalar yaparken bulamazsınız. Eh, zamanı gelmiÅŸken bunu deÄŸerlendiremezseniz, -belki- tarihi olabilecek bir farkı da kaçırmış olursunuz. Guiza’nın (her ÅŸeye raÄŸmen) attığı gol ile görevini yaptığını varsayalım. Peki UÄŸur Boral ve Kazım’ın hareketlerine ne demeli? İkisi de pas vermesi gereken pozisyonlarda “berbat” ÅŸutlar çekerek Fenerbahçeli futbolculara yakışmayacak örnekler oluÅŸturdular. Fenerbahçe formasını giyiyorsanız pas vermeniz gereken anda pas vereceksiniz. Hayatınızda daha önce skor yapamadığınız mesafelerden ÅŸut çekmeyeceksiniz. Tabii burada Hürriyet Gazetesi’nde yıllardır futbolcuları sert dille eleÅŸtiren büyük usta Can Bartu gibi eleÅŸtiri yapmak haddim deÄŸil, biliyorum. Sadece yapılması gerekiyor, laubalilikleri; 45 dakika boyunca 10 kiÅŸi kalan rakibiniz karşısında cömerçe pozisyonları harcıyorsanız, yerden yere vurulmayı bile hak edersiniz.

BeÅŸiktaÅŸ savunmada inanılmaz hatalar yaptı. 10 kiÅŸi kalmalarının etkisi de var elbette. Yine de zaman zaman Fenerbahçe kalesine etkili geldiler. Bünyamin Gezer’in kırmızı kart kararı gerçekten çok tartışmalı, ofsayt olarak deÄŸerlendirilen iki golden de ilki tartışılabilir. BeÅŸiktaÅŸ seyircisi ise yine takımını sonuna kadar destekledi. Onları kesinlikle kutlamak gerekiyor, kırk binlik Fenerbahçe seyircisinin adeta sesini bastırdılar. Fenerbahçe seyircisi için suskun kaldı da diyebiliriz, onlar da eskisi kadar mutlu deÄŸil; hak vermek lazım.

Aragones’in de ne yaptığını anlamak mümkün deÄŸil. Baskı kurmaları gereken rakipleri karşısında Alex’i oyundan alıp, yerine Josico’yu sokuyor. Bu sanki, kümede kalma mücadelesi veren bir sıra takımının, büyük takıma karşı kendi sahasındaki galibiyeti korumak için giriÅŸtiÄŸi mücadele. Kendisi İspanya’daki günlerinde olduÄŸunu sanıyor olmalı hala, zira orada çalıştırdığı takımların çoÄŸu kümede kalmaya çalışıyordu… Ayrıca Aragones’in Ali Bilgin takıntısını anlayamıyorum… Hemen her maçta deÄŸiÅŸiklik tercihini ondan yana kullanıyor. Ali Bilgin ise girdiÄŸi hemen her maçta sarı kart görüyor, agresif hareketlerle maçı izleyen herkesin ona karşı antipati duymasına neden oluyor. Neredeyse hiç bir olumlu hareketi yok. Kendisinin deÄŸil her maç oyuna girmesi, kadroya bile girememesi lazım. Nerede hani sezon başındaki kampın yıldızı, 21 yaşındaki Gürhan Gürsoy? Onun yerine artık kendisini geliÅŸtirme ihtimali dahi olmayan, ikinci lig ayarında top oynayan Ali Bilgin tercih ediliyor. Deniz Barış haritadan silindi. Sözde gençte önem veren bir hocanın, bunlara dikkat etmesi lazım. Fakat deÄŸiÅŸecek gibi deÄŸil…

Fenerbahçe çok önemli bir üç puan aldı. Farka gitmeleri gerekirdi; ama yapamadılar. Bu skorla lig daha heyecanlı bir hale geliyor, önümüzdeki haftaları merakla bekliyoruz.

SportsTop Blogs