Åžub 27 2009

Skibbe dönemine son verilmesi ve Büyük Kaptan Bülent Korkmaz’ın takımın başına getirilmesi Bordeaux maçı öncesi büyük bir riskti. Bu müsabaka Galatasaray’ın Kadıköy’de oynaması muhtemel UEFA Finali için büyük önem arz ediyordu ve baÅŸarısızlık halinde oklar Bülent Korkmaz’a çevrilecekti. Skibbe’nin içten içe sevinmesini 5. saniyede gelen golde görür gibiydim. BaÅŸarılı Türk Antrenör sayısının bir elin parmaklarını geçmediÄŸi aÅŸikâr. Bu yüzden Bülent Korkmaz çıktığı ilk sınavda baÅŸarılı olmalıydı.

Maçtan önce gazeteler Ali Sami Yen’in bir cehennem olduÄŸunu hatırlattı okuyuculara. Galatasaray’ın böylesine kritik bir maçı kendi evinde gözünü kırpmadan alacağından kimsenin şüphesi yoktu. Seyirci desteÄŸi vardı en önemlisi. Hemde Galatasaray seyircisi. Alparslan Dikmen’in yokluÄŸundan mıdır nedir eski cehennem tadını bulamadım. O atmosfer yoktu sahada. Bordeaux’un “Welcome to hell!” diye tabir edilen bir atmosfere çıktığını söylemem pek mümkün deÄŸil.

Servet Çetin’in yokluÄŸu defans için endiÅŸelenmeme neden oldu. KorktuÄŸum başıma geldi ve daha saha ezilmeden ilk gol rakip tarafından geldi. Bordeaux Galatasaray’a göre ilk çeyrekte daha saÄŸlam paslar yaptı, daha çok baskı kurdu ve daha iyi oynadı. Ama Galatasaray’ın etkili isimleri ilk golün ÅŸokundan sonra sahneye çıkmakta gecikmedi. Arda’nın çok etkili bir futbol oynadığını söylemek mümkün. Bülent Korkmaz tek forvet çıktı sahaya. İlk heyecan, saÄŸlam futbol olsun, 1-0 olsun bizim olsun mantığıyla biraz ürkek oynattığını düşündüm açıkçası. Ama sonradan Nonda - Baros ikilisi ile çift forvete dönmesi ve baskı yapılmasını söylemesi ne kadar cesur olduÄŸunu kanıtladı. Arda’nın iÄŸne deliÄŸinden geçirdiÄŸi ilk gol ve ardından jeneriklere konu olacak Kewell’ın çatal ve filelerin tozunu aldığı, muhteÅŸem ikinci gol efsanenin baÅŸlıklarındandı.

2-1 önce girdi Galatasaray soyunma odasına. Tahmin ettiÄŸim gibi Bordeaux ikinci yarı baskılı baÅŸladı. Fakat Galatasaray ilk yarının 20 dakikasına nazaran daha saÄŸlıklı paslar yaptı ve daha etkili kontra ataklara çıktı. Baros’un ilk yarı beklendiÄŸi kadar verimli olmaması ÅŸaşırttı beni. Buna raÄŸmen Baros ilk yarında 4.4 KM koÅŸtu ve 90 dakika oyunda kaldı. Maç sonrası istatistiklere bakma ÅŸansım olmadı ama tahmini olarak Baros 8 KM koÅŸtu maç boyunca. Bu da bir forvet için çok iyi bir rakam. Sabri’nin turu getiren golünü bir kenara bırakırsak maçın en kötü adamlarından biri olduÄŸunu söylemek mümkün. Yüklenilmesi gereken hücumlarda anlamsız geriye dönüşleri, baÅŸarısız ortaları ve isabetsiz pasları ile ben dahil birçok spor severin saçını başını yoldurdu. Meira baÅŸta çok kötü bir performans sergiledi ama sonradan kurtardı kanaatindeyim. Barış kötü oynadı, Lincoln iyiydi. Kewell baÅŸarılı bir performans sergiledi. Sabri daha iyisini yapabilir kesinlikle.

Craig Thomson’ın vermediÄŸi bir penaltı vardı maç içinde. “Herkesin bir hesabı var, Allah’ın da bir hesabı var” dediÄŸim anda Arda’nın ikinci golü geldi zaten. O hata dışında hakem erken gelen gol ile gerilen maç ortamını iyi idare etti düşüncesindeyim.

Galatasaray efsane bir maç ile tur atladı.
Tek temennimiz bir Türk takımının final oynamasıdır.

Tebrikler Bülent Korkmaz, tebrikler Galatasaray

İrfan Kurudirek

İrfan Kurudirek

Yorum yapılmamış

Henüz yorum yapılmamış.

Yorumları takip et RSS
TrackBack

Yorum yapın

SportsTop Blogs