Posts tagged: Åžampiyonlar Ligi

Ara 11 2008

Şampiyonlar Ligi - Grup Maçları Sonrası Analiz

Åžampiyonlar LigiBu sezon, Åžampiyonlar Ligi grup aÅŸamasında sürpriz sonuçlar alınmış olsa da, yola devam edenler ve UEFA Kupası’na gidenler olarak ayırırsak, pek ÅŸaşırtıcı bir tabloya rastladığımızı söyleyemeyiz. Çok heyecanlı karşılaÅŸmalara sahne olan maçlar sonucunda öne çıkan takımları ve sıralamalarda sürprizler olduÄŸunu görmek ise mümkün.

A grubunda Roma ve Chelsea gruptan çıkarken, Bordeaux’nun da UEFA Kupası’na kalacağı ilk günden tahmin edilebilirdi herhalde. B grubunda ise karşımıza bir Anorthosis vakası çıkıyor. Grubu lider olarak tamamlayan Panathinaikos’u evinde 3-1 ile geçen Anorthosis, eline geçen fırsatları deÄŸerlendiremeyip 3 beraberlik daha alınca sonuncu olarak Avrupa kupalarına veda etti. Panathinaikos’un ise Inter’i geçip lider olarak çıkması büyük sürpriz olarak nitelendirilebilir. Zira pek iç açıcı bir futbol sergilemeyen Werder Bremen’in, baÅŸlarda gruptan çıkacağı tahmin edilirken, onlar UEFA biletini son maçta Inter’i maÄŸlup ederek alabildi.

C grubunda da Barcelona ve Sporting Lizbon gruptan çıkarken, Shaktar Donetsk UEFA’ya kaldı. Yine ÅŸaşırtıcı bir durum yok diyebiliriz. Grup maçlarının belki de en zevkli maçlarına sahip olan D grubu da pek bir sürprize sahne olmadı; Liverpool ve Atletico Madrid üst tura çıktı, Erik Gerets’li Marsilya UEFA’ya gitti. Bu grupta özellikle Liverpool - Atletico maçları enfes idi fakat hakemler -haklı olarak- çokça tartışıldı ve futbolun önüne geçen bazı etkenler bu zevke gölge düşürdü.

E grubunda Machester United ve Villareal yine tahmin edildiÄŸi gibi bir üst tur biletini kaptı. Fakat burada Celtic’in veda etmesi bir sürpriz olarak nitelendirilebilir. Oynadığı garip futbol ve 9 gollü Villareal maçı ile dikkat çeken Aalborg, UEFA Kupası’na gitme yolundaki rakibi Celtic’le karşılaÅŸtığı iki maçtan 4 puan almayı baÅŸardı, ve Celtic’i resmen Avrupa kupalarının dışına itti.

F grubu da ilginç mücadelelere sahip, ilk iki maçında zevksiz ve uyutucu bir futbol sergileyen Steaua BükreÅŸ, üçüncü maçında evinde Lyon’a 5-3 maÄŸlup olurken son çırpınışlarını yaşıyordu sanki. Son maçta da Fiorentina’ya evinde 1-0′la boyun eÄŸip rakibini UEFA’ya gönderdi.

G grubunda bir hayal kırıklığı, bir de geri dönüş çabası gördük. GeçtiÄŸimiz sene Åžampiyonlar Ligi’nde çeyrek final oynayan Fenerbahçe, bu sezon tek bir galibiyet alamadan grubu sonuncu olarak tamamladı. GeçtiÄŸimiz senelerde futbol spikerlerimiz tarafından Åžampiyonlar Ligi’nin gediklisi olarak lanse edilen Dynamo Kiev ise ortaya koyduÄŸu etkileyici futbol ile kendini gösterdi, fakat diÄŸer iki rakibini geçmeye gücü yetmedi. Porto grubu lider olarak tamamladı, Arsenal tam da en önemli zamanlarına denk gelen iç karışıklıklarıyla uÄŸraşırken gruptan çıkmakta zorlanmadı.

H grubunda yine beklenilen bir tablo oluÅŸtu. Özellikle Juventus - Real Madrid karşılaÅŸmalarında büyük usta Del Piero’nun gösterisine tanık olmak çok zevkliydi. GeçtiÄŸimiz sezonun parlak ekiplerinden olan fakat bu sezon aynı parlaklığa eriÅŸemeyen Zenit’e yine UEFA Kupası yolları gözüktü.

Bu sezon, grup maçları eÄŸlenceli geçti diyebiliriz. İlk maçlarda Avrupa’ya kendini tanıtan CFR Cluj, BATE Borisov ve Anorthosis’in mücadeleleri de gruplarda ayrı bir heyecan kaynağı oldu fakat tecrübesizlikten olsa gerek, bu performanslarının sonunu getiremediler.

İstatistiklere gelecek olursak; 6 maçta 5 gol atan 4 futbolcu ÅŸimdilik liderliÄŸi paylaÅŸmaktalar. Bunlar; Miroslav Klose (B. Münih), Lionel Messi (Barcelona), Steven Gerrard (Liverpool) ve Karim Benzema (O. Lyon). Asistlerde Frank Ribery (B. Münih) 5 asist ile lider durumda. Aalborg’dan Anders Due 4 asist ile dikkat çekerken Frank Lampard (Chelsea) ile ikinciliÄŸi paylaşıyor. Werder Bremen’den Frings 5 maçında da sarı kart görerek bir disiplinsizlik örneÄŸi olmuÅŸ.

Barcelona, ortalama 62% topa sahip olma yüzdesi ile diÄŸer tüm ekiplere fark atmış durumda. Rakibini boÄŸan takım terimi tam onlara layık bir sıfat olur herhalde. Yine aynı takım, 54 kaleyi bulan ÅŸut ile bu alanda da üstünlüğünü göstermiÅŸ. 62 faul ile grup maçlarının en nazik takımı Marsilya olmuÅŸ, Gerets’in beyefendiliÄŸinden ders almış gibi görünüyorlar. Öte yandan Shaktar 119 faulle kasap takım lakabına uygun görülebilir. PSV’li futbolculara kimse faul yapmaya gerek görmemiÅŸ anlaşılan, 53 kez çalınmış düdük. Bayern’li futbolcular ise pek tutulamamış olsa gerek; tam 121 kez serbest vuruÅŸ kullanmışlar. Dick Advocaat’ın oyuncularına biraz ofsayt çalıştırması yapması lazım herhalde, 30 kez ofsayta düşen takım bu alanda lider durumda. İşin ÅŸakası bir yana, bu sayının üçte birinin Pogrebnyak’a ait olduÄŸunu düşünürsek, durum biraz normal bir hal alıyor. Bahis sitelerinden skorları takip ederken hemen her maçta gol hanesinde ismini gördüğümüz bu oyuncu, o kadar çok pozisyona giriyor ki bu sayılar gayet olaÄŸan hale geliyor.

Bunlar da grup maçlarının ilginç istatistikleriydi, umarım her maçını zevkle izleyeceğimiz bir kupa olur.

Kas 06 2008

Haddini bilerek oynamak: Arsenal 0 - 0 Fenerbahçe

İki hafta önce, Şükrü SaraçoÄŸlu Stadı’nda Fenerbahçe’nin başına gelecekler daha ilk dakikadan belliydi. Arsenal gibi bir takıma karşı savunmayı bu kadar önde kurmak akıl iÅŸi gibi gözükmüyordu. Arsenal da Fenerbahçe’yi küçümseyip sanki evinde oynuyormuşçasına açık bir defans anlayışı uygulamıştı. Nitekim iki takım da çok sayıda gol pozisyonu bulmuÅŸ, fakat Arsenal oyuncuları pozisyonları daha iyi deÄŸerlendirip skora farklılık getirmiÅŸlerdi. Maçtan sonra en çok eleÅŸtirdiÄŸim konu, Fenerbahçe’nin kendi sınırlarını, haddini bilmeden sergilediÄŸi savunma anlayışı idi.

Bugün Fenerbahçe gerçek bir deplasman takımı gibi oynadı. Pozisyonları gereÄŸinden fazla zorlasalar da, sarı lacivertli futbolcuların hepsi nerede olmaları gerektiÄŸinin farkındaydı. Hücuma çıkarken dahi defansı elden bırakmamaları bunu gösteriyor. Benim görüşüm ise, Türk takımlarının Avrupa kupalarında hep bu stratejiyi izlemesi gerektiÄŸidir. Bugün gerek Arsenal’ın moralsizliÄŸi ve eksikleri, gerekse pozisyonlar bakımından ÅŸans Fenerbahçe’den yanaydı fakat, eminim ki Kadıköy’de bu savunma stratejisiyle oynasa, o rezalet yaÅŸanmamış olurdu. Defansif futbol artık modern futbolun en büyük gerçeÄŸi, hele ki karşınızdaki takım sizden güçlüyse, haddinizi bilerek oynamanız gerekir. Fenerbahçe bunu anladı ve ÅŸansının da yardımıyla Londra’da Arsenal ile berabere kalmayı baÅŸardı. Her maç bunun bilincinde olarak oynarlarsa, Avrupa sahalarında daha baÅŸarılı bir Türk takımı görebiliriz diye düşünüyorum.

Eki 23 2008

2008-2009 Şampiyonlar Ligi ve Sürprizleri

Bu sezon, deÄŸiÅŸen ve geliÅŸen futbol endüstrisinin yeni halinin neye benzeyeceÄŸi konusunda biraz fikir sahibi olduk gerçekten. Beklenmedik sonuçların her zamankinden fazla oluÅŸu ve tekniÄŸe dayalı olmadan oynanabilen kaliteli futbol, herhalde herkesin dikkatini çekmiÅŸtir. Özellikle sürprizlerin, ulusal lig maçları ve daha düşük kademedeki uluslararası kupa müsabakalarına nazaran daha az olduÄŸu Åžampiyonlar Ligi’nin bu sezonki grup maçlarının ilk yarısını ele alalım.

A grubu karşılaÅŸmalarında CFR Cluj takımının sürpriz sonuçlara imza attığını görebiliyoruz. Deplasmanda Roma’yı 2 golle yenen ve evinde Chelsea ile 0-0 berabere kalan Romanya ligi beÅŸincisi, dikkatleri üstüne çekmeyi baÅŸardı.

B grubunda bu yıl -ÅŸahsi fikrim bazılarının reklam amaçlı yapılmış olduÄŸuysa da- bir çok beklenmedik sonuca imza atan Anorthosis, deplasmanda Werder Bremen ile 0-0 berabere kalıp evinde Panathinaikos’u yendi. Yine aynı grupta Inter’in Guiseppe Meazza stadında Werder Bremen’i yenememesini de beklemiyorduk açıkçası.

C grubunda Shaktar’ın evinde Sporting Lizbon’a yenilmesi grubun ÅŸimdiye kadarki yegane sürprizidir bence. DiÄŸer iki maçında da kötü oynayan ve umut vermeyen Basel, haddini aÅŸan bir futbol tarzıyla evinde Barcelona’dan 5 gollü ağır bir tokat yedi.

D grubunda ÅŸimdiye kadar beklenmedik bir sonuç yok diyebiliriz fakat Atletico Madrid - Liverpool maçındaki hakem hataları pek çok İspanyol’u üzmüştür herhalde. E grubunda ise 6-3 gibi alışık olmadığımız bir skor var, Villareal ve Aalborg takımlarına ait. Yine Manchester - Villareal maçından hiç gol sesi çıkmaması da ilginç bir durum. F grubunda biten 3-5′lik Steaua BükreÅŸ - Lyon maçı da tam evlere ÅŸenlik idi.

Savunmasını önde kurup Arsenal gibi bir takıma karşı gereksiz bir kumar oynayan Fenerbahçe de farklı skorlardan nasibini aldıi aynı Basel gibi. G grubunda Porto’nun evinde Dinamo Kiev’e 1-0 yenilmesi Portekizli taraftarların dünyasını başına yıktı resmen. İşler zora girdi Porto için de. H grubunda ise BATE Borisov’un Zenit deplasmanında aldığı 1-1′lik beraberliÄŸi de sürpriz olarak sayabiliriz.

Daha üç haftada beş paragraflık bir yazı ortaya çıkıyorsa sürpriz sonuçlar için, gerçekten bizim bildiğimiz futbol değişmiş demektir. Artık bu devirde cesur oynayandan çok, tedbiri üst seviyede tutup risk almaktan kaçınan takımlar kazanıyor. Takım ne derece güçlü olursa olsun, risk almak başına büyük dertler getirebiliyor. Defansif oynayıp riskleri en aza indirgeyen takımlar ise başarılı olabiliyor; örnek olarak Manchester United ve Chelsea takımlarını verebiliriz. Küçük takımların bu derece başarılı olabilmesinin yolu, oynadıkları güçlü ekiplerin aldığı riskleri değerlendirmekten geçiyor. Güçlü takıma karşı önlem almayıp haddini bilmeden oynayan takımlar ise genelde haketmedikleri farkı yiyip oturuyor. Sonuçta çağın futboluna uyum sağlayamayan takımlar bir zamanların efsaneleri gibi eriyip gider, önemli olan oyunu kurallarına göre oynayabilmektir.

SportsTop Blogs