Yazık Oldu Süleyman Efendiye


Hertha Berlin, az sevindirmemiÅŸtir Galatasaray taraftarını. Yine deplasmanda ev sahipliÄŸi yapan Galatasaray, yine çıkışta olan bir Hertha, ve aynı sonuç.”Görüşmek üzre” tezahüratı da güzel bir ironiydi gerçekten.
Arda başta olmak üzere çoğu Galatasaraylı futbolcunun yüzünde çok büyük bir ciddiyet göremesek de, Barış, Mehmet Topal, Servet ve De Sanctis canla başla oynadı diyebiliriz. Öte yandan Baros haricinde tüm takım çok iyi performans gösterdi. Baros da penaltı vuruşuyla gol görevini yerinde getirdi.
Eller kollar tüm maç boyu aktifti, tartışılabilir çok pozisyon var. Yüksek kart istatistiğine sahip denebilecek hakem ise, özellikle ilk yarıda ve ikinci yarının başında pek çok sarı kartlık harekete tolerans gösterdi ancak yine de 9 adet sarı kart göstermek zorunda kaldı. Herhalde çok kart göstermiş olması kendisinden değil kaderinden kaynaklanıyor. Bu maçta 4 kez penaltı noktasını gösterse sanırım kimsenin diyecek bir şeyi olmazdı.
Galatasaray, iniÅŸli çıkışlı grafiÄŸinde bu maçı çıkış noktalarından birine yerleÅŸtirdiÄŸi için mutluyum. Özellikle takımın bulduÄŸu isabetli ÅŸutlardan memnun oldum. Öte yandan Olympiakos’u evinde 1-0 maÄŸlup eden Metalist, hakikaten tebrik edilmesi gereken, çok garip bir takım. Lucescu bu takımın, Ukrayna’nın en zengin 3 kiÅŸisinden birinin idaresinde olduÄŸunu ve takımda çok deÄŸerli futbolcuların yer aldığını söylemiÅŸti. Luce’yi dinlemekte yarar varmış. Grup tahminlerime bakarsak; hayal kırıklığı yaratan Benfica’nın yerini Metalist’le deÄŸiÅŸtirmeliyiz sanırım.
Dürüst olmak gerekirse, bırakın çoÄŸunluÄŸu, maç baÅŸlayana kadar ben dahil bir çok Galatasaraylı dahi, böyle bir futbol beklemiyorduk bu akÅŸam. Fakat Galatasaray, kendine yakışır bir galibiyet aldı, hem de Benfica’nın korkulan mabedi Estadio da Luz’da. Uzun zamandır deplasmanda böyle müthiÅŸ mücadele edip rakibini sıkıştıran bir Galatasaray izlememiÅŸtim. Sonunda beklediÄŸimiz gün geldi ve çok ÅŸeyler beklediÄŸimiz o ÅŸahane kadro gücünü gösterdi, üstelik takımın ateÅŸleyicilerinden Kewell’ın yokluÄŸunda, bu denli güzel atak organizasyonları sarı kırmızılı takımın taraftarlarının yüzünü güldürdü.
Öncelikle Skibbe’yi tebrik ediyorum, kanatları geçiÅŸe kapatıp Benfica’nın atak yollarını büyük ölçüde kesti. Orta sahada Meira ve Ayhan gerek savunma olarak, gerekse hücuma çıkarken çok iyi iÅŸler çıkardı. Baros baÅŸta yerini çok yadırgadı fakat asıl yerinde oynadığı dakikalarda top kontrolündeki ustalığı ve takım oyunuyla çok yararlı oldu. Lincoln çok koÅŸtu, mücadele etti ve alkışı haketti. Özellikle bu kadar çok koÅŸup 90 dakikayı tamamlayabilen Arda’yı ayrıca tebrik ediyorum, geliÅŸiminin durmadığını her maç üstüne koyarak gösteriyor bizlere. Sabri de aynı ÅŸekilde bu sezonki iyi futboluna devam ediyor, geçtiÄŸimiz sezondan bu yana çok yol kat etti gerçekten. Servet ve Hakan Balta da görevlerini baÅŸarıyla yerine getirdi. Ümit Karan ise tam gereken zamanda ortaya çıkıp fırsatçılığını konuÅŸturdu ve takımını rahatlatan golü attı.
Maçın kahramanları Emre Aşık ve De Sanctis’e gelelim. Emre bu yaÅŸta takdire ÅŸayan oynadı, attığı gol haricinde defansta yaptığı kritik müdahaleler ve verdiÄŸi güven maçı birinci derecede etkileyen faktörlerdi. Kendisinden çok ÅŸey beklenmemesine raÄŸmen geceye damgasını vurdu denebilir. De Sanctis de harika bir performans göstererek kendini kanıtladı ve ona güvenenleri haklı çıkardı. Yaptığı önemli kurtarışlarla izleyenlere kendini alkışlattı. Gerçekten kumaşı çok kaliteli bir kaleci, onu Galatasaray’ın kalesinde görmek keyif veriyor.
Bu kadronun çok büyük işler yapmasını beklediğimi daha önce de belirtmiştim. Benfica deplasmanında bu kadar iyi bir performans beklemiyordum fakat Galatasaray, gerçekten çok zevkli bir futbolla güzel bir galibiyet yaşattı bize bu akşam. Umarım takım bu havasını kaybetmez ve özellikle Avrupa arenasında başarılı bir sezon geçirir. Bu kadro bunu hakediyor.
Bu sezon UEFA kupasının zorlu mücadelelere sahne olacağını söylemiştik. Önceki yıllarda belli başlı liglerin kalburüstü takımlarına bile gruptan kesin çıkar gözüyle bakardık. Şimdi ise günümüz futbolunun etkisiyle, gerçekten güçlü takımlar ortaya çıkmaya başladı, adını duymamış olsak bile! Bugün bir La Liga altıncısının gruptan çıkmasına şüpheyle bakıyorsak, Hollanda birinci ligini dördüncü bitiren takımın çıkma şansını çok az görüyorsak, işler gerçekten zorlaşmış demektir.
Öte yandan ben Galatasaray’ın çok iyi bir kura çektiÄŸini düşünüyorum. Özellikle Ali Sami Yen’de oynanacak Metalist Kharkiv ve Olympiakos maçlarından alınacak galibiyetler gruptan çıkmamızı garantileyebilir. Ayrıca Almanya’da muhtemelen ev sahipliÄŸi yapacak Galatasaray, daha önce yaptığı gibi Hertha Berlin’i de üzecek gibi duruyor. Öte yandan Benfica deplasmanı gibi bir faktör var ki, prestijimizi kaybetmeden dönmemizi temenni ediyorum. Rakiplerimizi ufaktan inceleyelim.
A Grubu - Benfica, Hertha Berlin, Galatasaray, Metalist Kharkiv, Olympiakos
Portekiz tarihinin en baÅŸarılı kulübü diyebileceÄŸimiz Benfica için söyleyecek çok fazla ÅŸey var aslında. Bu sezon kadrolarını çok fazla güçlendirdiler. Valencia zamanında Pablo Aimar, İspanya’da en sevdiÄŸim takımın Valencia olmasının, yine aynı dönemdeki turuncu formayla beraber en önemli sebebiydi. Bu sene onunla beraber David Suazo ve José Antonio Reyes de ekibe dahil olarak kadroyu epey güçlü hale getirdiler. Oscar Cardozo, Nuno Gomes, Angel Di Maria ise kadronun diÄŸer önemli isimleri. Stadyumları dünyaca ünlü 62.000 kiÅŸilik Estádio da Luz ve Benfica taraftarlarının maçlara katkısı gerçekten müthiÅŸ. Grup birinciliÄŸi için en önemli aday şüphesiz Benfica, açıkçası Galatasaray’ın da dahil olduÄŸu deplasman takımları için çok zor maçlar geçeceÄŸi kesin.
GeçtiÄŸimiz sezon ligde 10. olmasına raÄŸmen “Centilmen takım” olarak UEFA Kupası’nda yer almasına hak
tanınan Hertha Berlin, hatırladığımız gücünde deÄŸil. Dardai, Pantelic ile beraber bu sezon takıma katılan Raffael ve Voronin tanıdık isimler. Ancak gerçek ÅŸu ki Hertha Berlin iyi oynamıyor. Ligi düşme hattından sadece 13 puan yukarda bitiren ve 34 maçta 12 galibiyet, 14 yenilgi alan ekip toplamda -5 averaja sahip idi. Son yıllarda popülaritesi düşmekte olan Bundesliga’da hal böyleyken, Avrupa’da neler yapabileceÄŸini kestirmek güç deÄŸil. Ben Galatasaray’ın iyi oynaması halinde muhtemel seyirci avantajıyla bu takımı deplasmanda(!) rahatça yenebileceÄŸini düşünüyorum. Almanya’daki Türk seyirci faktörüyle beraber, Olympiakos ve Metalist maçlarının deplasmanda olması da gerçekten büyük ÅŸanssızlık Hertha için. Büyük bir sürpriz olmazsa son sırayı boylayabilir bu takım, en iyi ihtimalle Metalist’in üstünde 4. olabilir bence.
Son ÅŸampiyon Galatasaray, bu sezon gerçekten kağıt üzerinde çok kaliteli bir kadro kurdu. De Sanctis ki bu adam Euro 2008′de Buffon’un ardında 2. kaleci olarak kadroda yer almaktaydı, bence Galatasaray için büyük bir ÅŸans olabilir, sezon sonu kalmaya ikna edilmesini umuyorum. Defansta Meira kalitesini ÅŸimdiden kabul ettirdi, hızı, tekniÄŸi ve gücü ile vazgeçilmez defansı oldu takımın, Servet veya Emre Güngör ile yeterli uyumu saÄŸlarsa Galatasaray defansı yaÅŸadığı sıkıntılardan kurtulacaktır. Sol bekte Hakan Balta ve Volkan Yaman iki baÅŸarılı isim, sorun yaÅŸatmayacaktır.
Galatasaray’ın Sebastian Perez’den beri yıllardır sorun yaÅŸadığı saÄŸ bekte ise yeni gelen Serkan KurtuluÅŸ
henüz çok genç. Mutlaka Sabri veya UÄŸur Uçar’ın iyileÅŸmesi lazım yoksa bu pozisyon büyük tehlike arz ediyor. Orta sahada Linderoth ve Mehmet Topal oynayabilecek durumda olduktan sonra, Arda, Kewell, Lincoln gibi yıldızların yanında orta sahanın defansif yönü de yeterli seviyeye gelecektir. Arda ve Kewell’dan bahsetmeye zaten gerek yok, buna ek olarakLincoln bu sene gerçekten hakkını vererek oynadı ÅŸimdiye kadar. Basın her ne kadar yıpratmaya çalışıyorsa da, ilk alınırkenki beklentilerin hepsini teker teker karşıladı. Galatasaray’da nokta paslar atıp oyunu açabilen bir oyuncunun geri dönmesi büyük kazanç. Gerçek bir 10 numara gibi oynuyor bu sene, zevkle izliyorum. Forvette ise Milan Baros gibi dünyaca ünlü bir isim, bol gollü bir baÅŸlangıç yaptı Galatasaray kariyerine, alıştıkça daha da çok atacaktır eminim. Onun yanında Nonda var ki bir forvet olarak gerçekten Galatasaray’a yakışır bir futbolcu. Ümit Karan’ı da es geçmemek gerek, her ne kadar piyango misali bir oyuncu olsa da diÄŸer iki oyuncunun yokluÄŸunda forvette görev alabilecek bir isim. Sonuç olarak Galatasaray taraftarı bu sezon kimin formasını alacağını dahi ÅŸaşırdı, gerçekten yönetimi tebrik etmek gerekiyor transferler konusunda.
Galatasaray gerçekten çok ÅŸanslı bir kura çekti. Benim tahminim Benfica’dan deplasmanda 2 ya da 3 gol yiyerek geri döneriz. DiÄŸer maçların her birini kazanma ÅŸansımız yüksek. İstanbul’da Olympiakos ve Metalist’i rahat yener Galatasaray, yine Hertha’yı da Berlin’de yeneceÄŸini düşünüyorum. Galatasaray bu gruptan 2. olarak çıkacaktır.
Gelelim bu sezon Türk futboluna sıkı bir ders veren Metalist Kharkiv’e. Gerçekten çok disiplinli ve haddini bilerek oynayan, kazanan bir takım. BeÅŸiktaÅŸ evinde 1-0 yendiÄŸinde iÅŸlerin zora gireceÄŸini anlamıştım. Dinamo Kiev’i deplasmanda yenen, Shaktar Donetsk ile yine deplasmanda berabere kalan bu takım evinde BeÅŸiktaÅŸ’ı ayarlayacağı akÅŸam arkadaÅŸlarıma BeÅŸiktaÅŸ’ın büyük bir ihtimalle yenileceÄŸini fakat tur atlayabileceÄŸini söylemiÅŸtim. Fakat kimse 4-1 gibi bir skoru tahmin etmemiÅŸtir sanırım. Kanımca BeÅŸiktaÅŸ hem çok ÅŸanssızdı, hem de kötü bir teknik heyet hatasına daha kurban gitti. İşin iyi tarafı artık Galatasaray’ın bu takımı küçümseyemeyecek olması. Metalist Kharkiv’in gruptan çıkabilme ÅŸansı var, eÄŸer Olympiakos’u evinde yenebilirse. Fakat ben grubu 4. olarak tamamlayacaklarını düşünüyorum.
Yunanistan’ın ateÅŸli takımlarından Olympiakos bu sezon çarpıcı transferler yapıp lige iddialı baÅŸladı. Yunan
liginde 5 maçta 13 puanla PAOK’un üstünde liderlik koltuÄŸunda oturan Olympiakos’un, bu sezon Portuguesa’dan €9.000.000 karşılığında transfer ettiÄŸi 21 yaşındaki Diogo Luis Santo 5 maçta 3 gol atıp taraftara kendini çabuk sevdirdi. 25 yaşındaki Dudu Cearense de CSKA Moskova’dan €6.000.000 karşılığında transfer edildi. Kadrolarında Kovacevic, Raul Bravo, Zewlakow, Galletti gibi önemli isimler de yer almakta. Åžampiyonlar Ligi’nde Anorthosis’e yenilmelerinin ise reklam amaçlı olduÄŸu kanaatindeyim. Fikstür olarak çok da iyi olmayan Olympiakos’un 3. olacağını düşünüyorum. EÄŸer çok iyi oynarsa Galatasaray’ı geçip 2. olabilirler, fakat Anorthosis karşısında oynadıkları futbolu önemli maçlardan birinde sergilerlerse Metalist’e geçilip gruptan çıkamayabilirler. Yine de ben Olympiakos’tan kaliteli bir futbol bekliyorum, kadrosu hiç fena deÄŸil, seyircisini de hesaba katarsak baÅŸarılı olacaklardır.
Sonuç olarak maçları çok zevkli olacak bu grubun, mutlaka izlenmesi gerekiyor. Farklı karakterde 5 takımın mücadelesi her ne kadar tahmini zor olsa da sıralama tahminim Benfica-Galatasaray-Olympiakos-Metalist-Hertha şeklinde. Gerçekten tahmin yapmak cesaret istiyor bu grup hakkında. Tabii ki gönlümüz Galatasaray ile.
Yeni bir grup incelemesiyle daha sizlerleyim. Bu yazımda Uefa Kupası D grubunu yazacağım. Bu grupta NEC Nijmegen, Tottenham Hotspur, Spartak Moskova, Udinese ve Dinamo Zagreb yer alıyor. İlk bakışta 3 takım öne çıksa da bence 5 takım da birbirine denk güçte. Bu grup hakkında tahmin yürütmek epey güç olacak. Son derece zevkli maçlar bizi bekliyor.
İlk olarak bu sene dünya çapında bir takım kuran Tottenham’la baÅŸlayalım. Geçen sene ortasında takımın başına geçen Juande Ramos’la birlikte çıkışa geçen Kuzey Londra ekibi Lig Kupasını kazanarak Uefa kupasına katıldı.Wisla Krakow’u 2-1 ve 1-1 ile geçerek gruplara kaldılar. Bu sene kadroya dahil edilen Roman Pavlyuchenko, Luca Modriç, David Bentley, Gomes, Giovanni Dos Santos ve kadroda zaten yer alan Aaron Lennon, Gareth Bale, Darren Bent, Ledley King gibi oyuncularla  beklentiler çok yükseldi. Ancak bu seneye felaket baÅŸladılar kelimenin tam anlamıyla. Ligin ilk 7 haftasında sadece 2 puanları var ve ligde önümüzdeki 4 maçın en az 3′ü kazanılamazsa Juande Ramos kovulacak. EÄŸer lige konsantre olurlarsa ve grup maçlarındaki zor fikstürü de hesaba katarsak Tottenham gruptan çıkamayabilir.
Yıllardır İtalya’da ilk 7-8 takım içerisinde yer alan Udinese, bu istikrarını hiç bozmuyor. İtalya’da en zor deplasmanlardan biri Udinese ve kadrosunda da birbirinden önemli oyuncular var. Antonio Di Natale, Fabio Quagliarella, Gökhan İnler, Gyan Asamoah gibi oyuncular her takımın başına iÅŸ açabilecek kapasitedeler. Geçen sene Milan’ın ardından 6. olan kulüp, gruplara B.Dortmund’u 2-0 ve 0-2′lik sonuçların ardından penaltı vuruÅŸlarıyla eleyerek katıldı. Fikstürü oldukça zor olsa da en kötü ilk 2′de yer alacaklarını düşünüyorum.
Hollanda Ligi’nin ÅŸimdiye kadar hep vasat takımlarından biri olan NEC Nijmegen geçen sene sürpriz bir baÅŸarı göstererek Uefa kupasına katıldı. Romanya’nın güçlü takımı Dinamo BükreÅŸ’i 1-0 ve 0-0 ile geçerek gruplara katıldılar. Kadrosunda Collins John ve Tim Janssen dışında önemli bir oyuncusu bulunmayan kulüp ilk 3′e girebilirse büyük iÅŸ baÅŸarmış olur. Fikstür onlar için de önemli handikap bu grupta.
Rusya’nın ÅŸimdiye kadar en çok ÅŸampiyonluÄŸu bulunan takımı Spartak Moskova, 2001 yılından bu yana ÅŸampiyonluÄŸa hasret. Son 3 sezonu 2. sırada bitirdiler ve artık ÅŸampiyonluk istiyorlar ki bu sene de onlar için zirveden uzak geçti bitti sayılır. Geçen ay takımın başına geçen efsane Danimarkalı Michael Laudrup ile neler yapacaklar göreceÄŸiz ancak bu grup için ilk 3 adaylarından biriler. Kendi sahalarında iklim ÅŸartlarıyla rakiplerini yeneceklerini düşünüyorum. Spartak Moskova Uefa Kupasına Åžampiyonlar Ligi ön elemesinde Dinamo Kiev’e 4-1 ve 4-1 yenilip hayal kırıklığı yaratarak geldi. Gruplara da Banik Ostrava’yı 1-1 ve 1-0 ile geçerek kaldılar. En önemli oyuncusu Pavlyuchenko’yu Tottenham’a satan takım büyük güç kaybetse de yine de iyi oyuncular kadroda yer almakta. Fikstür ve diÄŸer etmenler sayesinde Spartak Moskova gruptan çıkacaktır.
Hırvatistan’ın futbolcu fabrikası Dinamo Zagreb, yıllardır yetiÅŸtirdiÄŸi oyuncuları büyük takımlara büyük paralara satmasıyla ünlüdür. Eduardo Da Silva, Luca Modriç, Nico Kranjcar bunlardan sadece birkaçı. Son 3 yıldır Hırvat Ligi’nde ÅŸampiyonlar ve bu takımı deplasmandan yenebilmek oldukça güç. Sparta Prag’ı 0-0 biten 2 maçın ardından uzatmalarda elediler ve gruplara kaldılar. Kendi sahalarında alabilecekleri en az 4 puan ve deplasmanda 1 puan ile gruptan çıkabilirler.
Maç Programı:
23 Ekim 2008
Udinese-Tottenham
Dinamo Zagreb-NEC Nijmegen
6 Kasım 2008
Tottenham-Dinamo Zagreb
Spartak Moskova-Udinese
Â
27 Kasım 2008
NEC Nijmegen-Tottenham
Dinamo Zagreb-Spartak Moskova
3 Aralık 2008
Spartak Moskova-NEC Nijmegen
Udinese-Dinamo Zagreb
18 Aralık 2008
NEC Nijmegen-Udinese
Tottenham-Spartak Moskova
Uefa Kupası 2008-2009 sezonu grup maçları kura çekimi sonucunda H grubu Nancy, Deportivo La Coruna, Feyenoord, CSKA Moskova ve Lech Poznan olarak şekillendi. Bu yazımda bu takımları değerlendireceğim.
İlk olarak geçen yıl Fransa Lig 1′in flaÅŸ takımı Nancy ile baÅŸlayalım. Nancy bu sezon geçtiÄŸimiz yıl gösterdiÄŸi performanstan bir hayli uzakta. Uefa gruplarına Motherwell’i 1-0 ve 2-0 skorlarla geçtiler. Ancak bu sonuçlarla geçtiler ki zaten zayıf olan İskoçya Ligi’nin zayıf takımını elemek Fransa’nın 4. bitiren takımı için çok da zor olmamalı. Kadrosunda tanınmış pek fazla isim bulunmasa da River Plate’den kiralanan Macaluso ve takımı geçen yıl sırtlayan Hadji önemli isimler. Nancy için grupta 3.lük sürpriz sayılabilir ki oldukça zor.
Gelelim 2005 yılı Uefa ÅŸampiyonu CSKA Moskova’ya. Tarihlerinin en iyi sezonunu yaÅŸadıkları ve duble yaptıkları 2005 sezonundan sonra bir türlü istikrar saÄŸlayamadılar. Geçen sezon Zenit’in 3 yıl önce kendi yaptıklarını yapmasıyla iyice gözden düştüler. Ancak hala çok kaliteli kadroları var ve hedefler hep büyük tutuluyor. Vagner Love, Yuri Zhirkov, Milos Krasiç, İgor Akinfeev gibi oyuncular Avrupa’nın önemli takımlarında oynayabilecek yetenekte oyuncular. Milli futbolcumuz Caner Erkin de zaman zaman kadroda yer almakta ve baÅŸarılı maçlar çıkarmakta. CSKA gruplara S.Koprivnica takımını 1-0 ve 2-1′lik skorlarla eleyerek geldi ve ilk 3 sırayı almalarına kesin gözüyle bakıyorum ve grubun en büyük favorisi olduÄŸunu düşünüyorum.
Gelelim Türk dostu Deportivo La Coruna’ya. Yıllardır stadlarında asılı olan Türk Bayrağı’ndan dolayı büyük bir sempatim var bu takıma ve taraftarına. 2000 yılında kazandıkları tarihlerinde tek İspanya ÅžampiyonluÄŸu’nun ardından takip eden 2-3 yıl Avrupa’nın en tehlikeli takımlarından biri olan Deportivo, o günleri mumla arıyor. Son 3-4 yıldır büyük hayal kırıklığı yaÅŸayan ve kadroda revizyona gidip gençleÅŸen takım istikrarsız sonuçlarla taraftarını üzüyor ancak takımda gelecek olduÄŸu her halinden belli. GeleceÄŸin yıldızı Guardado, tecrübeli Mista ve Valeron, Omar Bravo, Ze Castro gibi oyuncularla İspanya Ligi’nde ilk 6yı hedefleyen bu ekip, Uefa’da da gidebildiÄŸi yere kadar gitmek amacında. Gruplara Brann Bergen’i 2-0 ve 0-2′lik sonuçların ardından penaltı vuruÅŸlarıyla eleyerek geldiler. İlk 3 içerisinde bitireceklerini tahmin ediyorum.
Gelelim bir baÅŸka hayal kırıklığı takım Feyenoord’a. Özellikle geçen sezon eski günlerine dönmek adına çok sayıda önemli transfer yaptılar ve sezona da iyi baÅŸladılar. Ancak sonu gelmeyen sakatlıklardan sonra ÅŸampiyonluktan ve ÅŸampiyonlar ligi hedefinden uzaklaÅŸarak Uefa kupasına gitmeye razı oldular. Bu seneye de çok kötü baÅŸladı Feyenoord. Bu sene de sakatlık belası bitecek gibi durmuyor. 2 hafta önceki maçta tam 17 oyuncularını sakatlıktan dolayı oynatamadılar ve 3-0 kaybettiler Den Haag’a karşı.Gruplara Kalmar’ı 0-1 ve 2-1′lik sonuçlarla eleyerek kaldılar. Roy Makaay, Kevin Hofland, takıma yeniden dönen Tomasson, Landzaat gibi önemli oyuncuları var ancak hangilerini oynatabilecekleri belli olmadığından bu takım hakkında tahmin yapmak oldukça güç. Ancak yine de tecrübesiyle ve fikstür avantajıyla Feyenoord’un ilk 3′e gireceÄŸini düşünüyorum.
Ve grubun en zayıf halkası Polonya ekibi Lech Poznan. 2. ön eleme turunda Grasshoppers’ı 6-0 yenerek sansasyon yarattılar. Daha sonraki turda da Avusturya’nın önemli ekibi Austria Wien’i elediler. Tarihlerinde birkaç kupadan baÅŸka baÅŸarısı olmayan takım için son derece önemli sonuçlar. Kadrolarında Lewandovski dışında önemli oyuncuları yok ve grubun en zayıf halkası olarak görüyorum onları. Kendi sahalarındaki maçlarda belki grubun kaderini etkileyen sonuçlar alabilirler.
Maç Programı:
23 Ekim 2008
Nancy-Feyenoord
CSKA Moskova-Deportivo
Lech Poznan(Bay)
6 Kasım 2008
Feyenoord-CSKA Moskova
Lech Poznan-Nancy
Deportivo(Bay)
27 Kasım 2008
Deportivo-Feyenoord
CSKA Moskova-Lech Poznan
Nancy (Bay)
4 Aralık 2008
Lech Poznan-Deportivo
Nancy-CSKA Moskova
Feyenoord (Bay)
17 Aralık 2008
Deportivo-Nancy
Feyenoord-Lech Poznan
CSKA Moskova (Bay)
Bu sene, UEFA kupası tarihindeki en heyecanlı sezonlarından birini yaşıyor olmalı. Gruplara kalan takımların Åžampiyonlar Ligi’ndeki takımlardan aÅŸağı kalır yanı yok desek yeridir. Hatta B. Dortmund, BeÅŸiktaÅŸ, Everton, Guimaraes, Napoli, Sparta Prag gibi Avrupa klasmanında güçlü sayılacak ekiplerin daha gruplara gelmeden elendiÄŸini göz önüne alırsak, bu sezon takımlar için epey zorlu geçecek gibi görünüyor. Çok fazla lafa dalmadan, ilk grubumuzun incelemesine geçelim.
A Grubu - PSG, Racing Santander, Manchester City, Twente, Schalke
GeçtiÄŸimiz sezon küme düşmekten son hafta, belki de ÅŸans eseri kurtulabilen Paris Saint Germain ekibi, Süper Lig’in güçlü takımlarından Kayserispor’u geçerken zorlandı desek yeridir. Kezman’ı da dahil ettiÄŸi güçlü ekibiyle bu sezon daha iddialı gözükse de, çoÄŸu kiÅŸinin aksine, Fransa Ligi’nde 8 maçta 11 puan toplayan ve henüz geçen sezonu atlatamamış, toparlanamamış gözüken bu takımın gruptan çıkmasının çok zor olacağını, grup maçlarının son haftasında Twente ile kendi evinde yapacağı maçın kendileri için büyük önem taşıdığını ve büyük ihtimalle kaderinin bu takımla aynı olacağını, yani gruptan çıkamayacağını düşünmekteyim. Ancak 8 maçta 5 gol yiyip 5 gol atmış olması da alacağı sürpriz beraberliklerle grubun kaderinin deÄŸiÅŸmesine yol açabileceÄŸini de gözler önüne seriyor.
Gelelim geçtiÄŸimiz sezonun baÅŸarılı ekibi Racing Santander‘e. Son hafta, oldukça kötü bir sezon geçiren Osasuna’yı, hem de rakibin düşme tehlikesini çok yakından hissetmesine raÄŸmen 1-0 yenip, Mallorca’nın üstünde 6. olarak UEFA Kupası’na katılmaya hak kazanmıştı. Kadrosuna bakınca Pedro Munitis, Smolarek, Tchite, Duscher, Garay gibi bilinen isimler göze çarpıyor. Bu takımın gruptan çıkma ÅŸansının yüksek olduÄŸunu düşünüyorum.
Son yılların çok konuÅŸulan kulübü Manchester City‘nin bu gruba düşmüş olması kesinlikle gruptaki rakipleri için büyük talihsizlik. Özellikle de City’nin ÅŸimdilik kendini ispat edebileceÄŸi tek kulvarın UEFA Kupası olduÄŸunu düşününce, bu durum biraz daha geçerlilik kazanıyor. Grup birinciliÄŸi için en büyük favori tartışmasız City gibi duruyor.
Yine geçtiÄŸimiz sezon Hollanda Eredivise’da baÅŸarılı bir sezon geçirip ligi 4. bitiren, play-offlarda Ajax’ı geçen Twente takımı Åžampiyonlar Ligi elemelerinde Arsenal’a 2-0 ve 4-0 yenilip UEFA Kupası’na kalmıştı. İngiltere’nin eski teknik direktörü Steve McClaren’ın çalıştırdığı ekip, belki de en önemli yıldızı olan Engelaar’ı, hem de gruplarda rakibi olacak Schalke’ye kaptırmıştı. Avrupa kupalarında oldukça tecrübesiz olan bu takımın her ÅŸeye raÄŸmen gruptan çıkabilmesi oldukça zor gözüküyor.
Almanya’nın güçlü ekibi, Neuer’li, Westermann’lı, Rafinha’lı, Krstajic’li, Rakitic’li, Engelaar’lı Schalke takımı, forvet hattında ise Asamoah, Kuranyi, Farfan ve Halil Altıntop gibi isimlerle oldukça iddialı. GeçtiÄŸimiz sezon Bayern Münih’in erkenden ÅŸampiyonluk yarışını koparmasıyla ve Werder Bremen’in son hafta deplasmanda Leverkusen’e puan kaybetmemesiyle 3. olarak Åžampiyonlar Ligi’ne giden ekip, Barcelona’ya iki maçta da 1-0 yenilerek elenmiÅŸti. Grubun ve belki kupanın favorilerinden olan takım zorlanmadan gruptan çıkacaktır.
Kısaca özetlersek, Man City, Schalke ve Racing’in gruptan çıkacağını düşünüyorum. PSG ise evinde alacağı Racing galibiyetiyle durumları biraz deÄŸiÅŸtirebilir. Kanımca E ve C gruplarından sonra en zor grup A grubu, zevkli maçlara sahne olacaktır.